SEVGİ VE MERHAMET ERDEMİ

SEVGİ VE MERHAMET ERDEMİ

İnsanı insan yapan, onu diğer varlıklardan farklı ve üstün kılan bir takım erdemler vardır. Bu erdemler, insan denilen varlığın yaratılmasının da sebepleridirler. Allah, yaratmış olduğu diğer tüm varlıkları insanın hizmetine vermiş ise, insanda görmek istediği ve insanın yeryüzünde varlığın halifesi, en üstünü ve şereflisi olduğunu kanıtlayacak erdemlerini göstermesi içindir. Bu erdemleri burada sayamayız, ancak sayabileceğimiz bütün erdemleri erdem yapacak bir şey var ki o da; “sevgi ve merhamet‘tir.
 Bir hadislerinde Hz. Muhammed (s.a.s.); Allah, varliğı yaratmayı murat edince; ‘merhametim gazabı, buyurmuşlardır. (Müslim, “Tev be’ 4) Merhameti gazabından önde ve fazla olan Allah, bu merhametinin bir sonucu olarak varliğı yaratmış ve varlık içinde insana en şerefli konumu bahşetmiştir. Bu nedenle varlık bizatihi sevgi ve merhamettir. Bunlar ilâhi sevginin somut görüntüleridir.
 İnsan, doğasında hem sevgi ve merhameti, hem de gazap/öfke ve acımasızlığı birlikte bulunduran bir  varlıktır. Allah, bizi bu eğilimlerimizle sınamakta ve hangi yönümüzü ön plâna çıkaracağımıza bakmaktadır. Şayet sevgi ve merhamet duygularımızı ön plâna çkarır, davranışlarımıza, insanlarla ilişkilerimize, varlıkla münasebetimize yansıtabilirsek, erdemli bir insan olacak, tüm varlığa sevgi ve merhamet penceresinden bakabileceğiz. Tüm varlığı sevebilmek, onlarla bütünleşebilmek, bizde öyle bir karakter oluşturur ki, artık bizim, ne doğaya (çevremize) ne de başkalarına zarar vermemiz söz konusu olur.
 Sevmek, merhametli olmak, duyarlı olmaktır. Sevmek, var olmaktır. Varlıkta kemale ermektir. Merhamet, insanı diğer tüm varlıklara karşı hassas kılar. İnsan onları kendisinden bir parça gibi görür. Hele kendi cinsinden olan insanları nefsi gibi görür. Bu öyle büyük bir erdemdir ki, bu noktaya, bu kemale ermiş bir insan, dünyanın neresinde olursa olsun, bir insanın hüznünden hüzünlenir, kederinden rahatsız olun Onları çözebilmek için kendisinden bekleneni yapmak ister. Keza, insanların sevinçleriyle sevinir, onların gülmelerinden, mutlu olmalarından tarif edilemez bir haz duyar.
İslam dininin beslediği ve olgunlaştırdığı öyle büyük bir erdemdir ki , çağımızın soğuk ,birbirine karşı ilgisiz, sevgisiz insanları için cankurtaran simidi gibidir. Bugün insanlar, bir başkası tarafından sevildiğini fark edince öyle mutlu oluyor ki, bu mutluluğu başka hiçbir şeyle ona veremezsiniz. Evladından sevgi ve merhamet bekleyen ana babalar, kardeşler, komşular, yurttaşlar ve tüm insanlık… Özüne, kendine, yaratılış gayesine dönmek istemektedir. Yani, sevgiye ve merhamete… 
Allah’in sevgi ve merhametine nail olabilmemiz için, sevgiyle dolmamız, merhametle coşmamız gerekmektedir. Gelin kalplerimizdeki nefreti atıp birbirimizi sevelim! Gelin, acımasızlığın bizi katılaştırmasından merhamet erdemi ile kurtulup, acıyan ve bunun için de Allah’in kendisine merhamet edip kusurlarını örtüp bağışladığı kimselerden olalım. Gelin insanları, sadece insan oldukları için sevip merhamete layık olarak görelim. Allah’a yükselen sevgi ve merhamet merdivenini kullanalım. Hiçbir yol, sevgi ve merhamet kadar bizi Allah’a emniyetli bir şekilde ulaştıramaz. Şiirlerdeki sevgiyi, türkülerdeki sevgi ve merhameti, yüreklerimize indirip, sevgi ve merhametin birer abideleri hâline gelelim.
 İşte o zaman, paylaşabileceğiz, birlikte olabileceğiz, üretebileceğiz, ilerleyebileceğiz, sorunlarımızın üstesinden geleceğiz, ölenlerimize ve yaşayanlarımıza karşı sorumluluklarımızı yerine getireceğiz. Sevgiden var olan varlıkta sevgi olacağız…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir